Indian Nasheed Enes Atlığ

Indian Nasheed Enes Atlığ

Indian Nasheed Enes Atlığ
Hintçe, Urduca İlahi – Allah Allah Allah.

Hintçe İlahi Sözleri, Urduca İlahi Sözleri, Arapça İlahi Sözleri.

Albüm şarkıları, klipler, demo ve tasavvuf müziği tarzında videolar için lütfen youtube kanalımıza BURAYA TIKLA üye olunuz.

Hint ve Türk Müziği:

Hint müziği, Doğu müziği, özellikle Asya müziği içinde sayılmakta ve Klasik Türk müziği, Klasik Avrupa müziği gibi dünya üzerinde süreklilik ve gelenek oluşturma bakımından mevcut birkaç “Klasik Müzik”ten birisi olarak kabul edilmektedir.

Hint müziği ile Türk müziği arasındaki etkileşim nasıl ele alınabilir? Kültürel Müzikoloji metodolojisi çok yönlü düşünmeyi gerektiren bir disiplin olarak iki müzik arasındaki etkileşmenin izlerini; 1-Tarihi ve toplumsal yakınlık, 2-Coğrafi yakınlık, 3-Kültürel yakınlık, 4-Çalgılardaki yakınlık, 5-Müzik/melodi ve üretim/besteleme anlayışında temel alınan seslerdeki yakınlıkta aramaktadır. Türklerle Hintliler arasında yukarıdaki sayılan ilişki türleri, “dil” ve “coğrafya” kısmı hariç, farklı zaman dilimlerinde, zaman zaman güçlü bağlarla gerçekleşmiştir. Müzikolojik problem şudur: Türk müziği-Hint müziği etkileşimini yazılı kültürde bulmak mümkün müdür? Bu etkileşme doğrudan mı, yoksa dolaylı mıdır?

Indian Nasheed Enes Atlığ

Türkiye Türkleri ile Hintliler arasında coğrafi uzaklık nedeniyle az, ama çok önemli bazı olaylar meydana gelmiştir. XV. yüzyılda Anadolu’da yaygınlaşan müziğin ortaya çıkışıyla ilgili, “müziğin ankası” diye nitelendirdiğim “Kaknüs müzik mitolojisi”, Hint’ten Anadolu’ya taşınan müzik etkileşmesinin ilk yazılı örneklerinden biridir.

Kısa zamanda büyüyen ve XV. yüzyılın yeni dünya düzeni hâkimi olan Osmanlılar, denizlere açılmış, kuruluşundan 250 yıl sonra Hindistan’a yardım amaçlı gemiler göndermişti. Hindistan’da giden filonun kaptanı Seydi Ali Reis, kara yoluyla üç yıl sonra, ona yardım eden Hintlilerle, 1557’de İstanbul’a dönmüştü. Bu olaydan sonra yazılan güfte mecmualarında “Hindular”ın besteledikleri eserler kaydedilmeye başlandı. Diğer taraftan aynı yüzyılda Hindistan’da doğan “sembolist anlatım”lı “Sebk-i Hindi” şiir akımı, 17. yüzyıl Türk şairlerini de etkiledi. Avrupa’nın yayılmacı politikası Kuzey Hint bölgesindeki Türk hâkimiyetinin 1857 yıllarında ortadan kalkmasına sebep olmuş, bununla beraber Kurtuluş savaşında Anadolu Türklerine, Hint Müslümanlarının yardımı tarihe düşülmüş bir kardeşlik örneği olmuştur.

Hindistan’a uzanan ipek yolu ticareti, Türk müziğinde bazen sembolik, bazen gerçekleşmiş bir serüvene dayalı olarak türkülerimizde “Hint” izleri bırakmıştır: 1- Vardım Hint eline kumaş getirdim/ Açtım bedesteni sattım oturdum (Erzincan türküsü), 2- Hint’ten, Yemen’den çekerler/ Döner Bağdat’a dökerler (Anadolu türküsü) örneklerinde olduğu gibi.

Melodik yapıdaki benzer yönler: Aynı teknik ses temeline sahip Hint ve Türk müziği ilişkisi önce tarihi boyutlarda, sonra günümüz karşılaştırmalı müzikoloji yöntemiyle ele alınabilir.

Hint müziği, Türk müziği gibi tekseslidir. Birbirleriyle uyum sağlayabilecek müziklerdir. Bununla birlikte bir ülke müziğinin genel karakterini tespit etmenin yollarını müzikologlar, müziğin temsiliyeti, müzikal melodi, ritim, çalgıların temsilleri ile ülke dilinin kulaklarda bıraktığı ses alışkanlıklarına müziğin uyumuyla açıklanmaya çalışılır. Hint müziği melodilerinde, çalgıların çıkardıkları seslerde, Hint diline uygun olarak “hımhım” olma özelliği hâkimdir. Oysa Türk müziğinin sesleri daha belirgindir, Türk dilinde ideal “harf seslendirme” ile “müzik” arasında geliştirilen “sanat” ilişkisi çok güçlüdür. Türk müziği, tınlamalı “hımhım” seslerle şarkı söylemeyi, bu tür çalgılarla müzik seslendirmeyi tercih etmez, bu tür seslendirme “popüler müziğin bir özelliği” olarak değerlendirilir. Hindistan’da ise, kuzeyHindistan’daki İslamlaşmanın ardından. Türk devletlerinin başlattıkları, müzik teorileriyle sanata dönüşmüş Klasik Müzik, ragalarla gelişmiş, ancak dildeki hımhımlı/genizsi/tınlamalı sesler (bütüncül bir dil olmadığı için) aynen kalmıştır.

Müzik biçimleri: İslamlaşma hem Türk hem de Hint müziğinde ortak dinî müzik biçimlerinin oluşmasını sağlamıştır: Ezan, Kur’an tilavetleri, salat, tekbir, mevlit gibi… Müslüman tarikatların yaygın olarak devam ettirdikleri gelenekler içinde kaside, ilahi, zikir/virt/evrad türleri de görülebilir. Dünyada yaygın olarak tanınan “Kavvali” türü, doğaçlama ve ölçüsüz sözleri olan bir dinî/sufi müzik biçimidir. Bu noktada şunu da belirtmek gerekir ki, klasik Hint müzik türü bir üst-kültür müziğidir; Hindistan’ın “sanat müziği”dir. Hindistan’dan, Osmanlılara kadar görülen askeri müzik biçimi “nevbet”in Hint müziğinde de varlığı tarih kayıtlarından bellidir. (modern müzikoloji yazarlarından bazıları etkileşmeleri görmezden gelseler de, L. Lamia Faruqi “ses mühendisliği” diye tanımladığı makalesinde bunu vurgular).

Çalgılar: Hint Klasik müziğinde genellikle kullanılan teltınlak çalgılar: Sitar (veya surbahar, irice bir tanbur gibidir), vîna (bîn: “iki balkabağı üzerinde uzun klavye” veya çeşitleri), tanpura (4 telli), sarangi, keman, santur’dur. Havatınlak çalgılar: Bansuri, şehnay’dır. Darptınlak çalgılar: Tabla (ve bayadan oluşan iki parçalı kudüm, nakkare), dolak, pakavaj’dır. Tarihi kaynaklarda, bazı çalgıların özellikleri değiştirilerek. Hint müziğine girmiş olduğu, “tanbur, rebab, nakkare, nefir” gibi örneklere de rastlanmaktadır.

Son olarak, Türkiye’de 1952’lerde Hint filmlerinden “Avara huun” şarkısı veya 2004’te Zahir Hüseyin’in Hint tablasıyla yaptığı ritimlerin sevilmesi; 1953’te Safiye Ayla gibi Türk sanatçılarını zaman zaman ülkelerine davet eden. Hindistan müzik severlerinin, 1968’de yapılan bir röportajda Hint sefiresinin Türk müziklerini hatırlaması örnekleriyle. Hintlilerin de Türk müziğini yakından takip ettiklerini söyleyebiliriz.

_alıntı_

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir