Elhamdülillah (sır evliyanın nimet Hüda’nın)

Elhamdülillah (sır evliyanın nimet Hüda’nın)

Elhamdülillah (sır evliyanın nimet Hüda’nın)
Sır evliyanın nimet Huda’nın
Şükrü bu hanın Elhamdülillah

Sofraya himmet kârını ümmet
Gönderdi nimet Elhamdülillah

Muhammed erdir Nûrü’l-beşerdir
Sahibi zaferdir Elhamdülillah

Hak tâlibi ol nefsine bul yol
Hak’ta kerem bul Elhamdülillah

Geldi Muhammed (sav) olduk biz ümmet
Yeter bu devlet Elhamdülillah

Mustafa Celveti Efendi.

Seslendiren: Enes Atlığ
Makam: Nihavend
Usül: Raks Aksağı

SALACIOĞLU MUSTAFA CELVETÎ
(Sır evliyanın nimet Hüda’nın)

(XIX. yüzyıl)

Mutasavvıf şair.

Girit’in Hanya şehrinde dünyaya geldi. Şiirlerinde Salacıoğlu, Salacızâde, Ferzend-i Salacı, Salacıdedeoğlu ve Salacı mahlaslarını kullanır. Doğum tarihi belli olmamakla birlikte babası şeyh Ahmed Efendi’nin vefatında (ö. 1170/1756) henüz çocuk yaşta olduğu belirtilir (“Salacızâde Şeyh Mustafa Efendi”, İntibâh, nr. 1, 5 Safer 1298, s. 3). Salacıoğlu’nun çeşitli şiirlerinde fakirlikten, çoluk çocuğa muhtaç olmaktan, büyüklerde mürüvvetin, küçüklerde vefanın kalmadığından, kendisini anlamayan zâhir ehlini kastederek “hayvanı çok bir ormana düştüğünden” bahsetmesi (Dîvân, Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, nr. 251, vr. 8a, 37b) onun Girit’te sıkıntılı günler geçirdiğini gösterir.

Harabeye dönen dergâhının tamiri amacıyla Seyyid Mustafa Paşa’ya yazdığı kasideye bakarak nüktedan bir mizaca sahip olduğu söylenebilir (a.g.e., vr. 7a). Celvetîliğin Hâşimiyye koluna mensup olan Salacıoğlu bir müddet Girit dışında seyahat ettikten sonra İstanbul’da Üsküdarlı şeyh Hâşim Baba’dan (ö. 1197/1783) hilâfet alıp Girit’te tekke şeyhi oldu (a.g.e., vr. 6a, 31b). Vezir Hasîb Seyyid Mustafa Paşa’ya takdim ettiği “Kasîde-i Beççe”den Girit’te bir hankahının olduğu anlaşılmaktadır (a.g.e., vr. 7a). Bursalı Mehmed Tâhir (Osmanlı Müellifleri, I, 131) ve ondan naklen Abdülbaki Gölpınarlı (Türkiye’de Mezhepler ve Tarikatler, s. 237) Salacıoğlu’nun 1220’de (1805) vefat ettiğini kaydeder. Ancak divanında 1240 (1824-25) yılını gösteren tarihler bulunduğuna göre ölümünün en azından bu tarihten sonra olması gerekir. Nitekim Osmanlı Müellifleri’nin verdiği bilgi Nail Tuman tarafından tashih edilmiştir (Tuhfe-i Nâilî, II, 964). Mezarı Girit’tedir. Vahdet-i vücûd ve devir görüşünü benimseyen melâmet ehli bir mutasavvıf olan Salacıoğlu birçok şiirinde melâmeti överken kalender, abdal ve harâbâtî olduğunu da belirtir.

Ona göre insan bu âleme devir sırrını anlamak, devrini tamamlayıp çıktığı ulvî âleme dönmek için gelmiştir. Devir insanın kendinden kendine yaptığı bir seferdir, yani bu âlemde alıp satan varlık aynıdır. Bu seyrüsefer Hakk’ın bir hikmetidir. Ancak bunun sırrını anlamak ve anlatmak mümkün değildir. Ehl-i beyt’e aşırı muhabbeti olan Salacıoğlu Hz. Hüseyin için bir mersiye yazmıştır.